Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra çıkartılan KHK’lar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri “yok artık” dedirten hükümler içeriyor. Bu yazıda bunlardan sadece Siyasette ve Kamu’da atamalar ve yeni getirilen atama sistemleri üzerinde duracağım.
Yeni sisteme geçilirken Erdoğan’ın ilk dikkat çekici uygulamalarından birisi Kabine’nin (artık Hükümet olarak anılmıyor) oluşumu idi.
İktisat(ekonomi), Para Politikaları, Hazine vb. alanlarda eğitimi ve ciddi bir deneyimi olmadığı bilinen damat Berat Albayrak, Hazine ve Maliye’ninbaşına getirildi. Bu yazıda “liyakat” konusunu ele alırken Erdoğan’ın bu göreve Berat Albayrak’ı getirmesi sebebinin anlaşılması için bir parantez açmak istiyorum;
Erdoğan yeni kabinesinde ekonomi yönetimini damatAlbayrak’a teslim etmesinin gerekçesini “Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle” diyerek açıkladı ve piyasaları büyük ölçüde rahatlattı! Dolar 4,9’larda kaldı, 5 TL sınırını aşamadı mesela.Doların son bir yılda 3,5 TL’den (%43 artarak ) 5 TLsınırına gelmesinin sebebinin “dış güçler” olduğu zaten açıklanmıştı!
Ekonominin bu denli sıkıntıda olduğu bir dönemde bu önemli Bakanlığın çok daha ehil bir ele değil de en çok güvenilen kişi olarak damada teslim edilmesi çok iyi değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu tercihin sebebi olarak, erken bir yerel seçimin kapıda olduğu sonucuna varılabilir.Bu erken seçim sürecinde ekonomik sıkıntıları seçmenin olabildiğince az hissetmesi amacıyla para musluklarının rahatça kullanılmasıgerekecektir.
Ekonomideki mevcut sıkıntıların bir an önce giderilmesi ve yakın gelecekte daha da artması beklenen mali ve piyasa problemlerinin en aza indirilebilmesi için para politikalarında acil müdahaleler gerekiyor aslında. Beklenen zararların minimize edilebilmesi için de (toplum olarak alışık olduğumuz) “acı reçete”nin, yani hem devlet hem de millet olarak “kemerleri sıkmanın” gerekli olduğu konusunda neredeyse tüm iktisatçılar hemfikir.
Ekonominin patronu olarak (damat Albayrak dışında) atanacak ehil bir bakanın derhal bu tedbirleri almakla işe başlayacağı beklenirdi. Erdoğan’ın “şimdilik” bu tedbirleri istemediğini, bir Anayasa maddesi değişikliği ile erkene alınacak Yerel Seçimler sonrasına kadar popülist ekonomi politikalarının sürdürüleceğini öngörmek zor değildir. Nitekim seçimden sonra üç hafta geçmesine rağmen ekonomik ve mali politikalarda hiçbir önemli acil karar alınmamış olması bu görüşümüze destektir. Çok geç kalınmış ekonomik tedbirlerin yaratacağı çok daha ağır sonuçlar kimin umurunda ki? “Hele şu seçimleri de bir atlatalım” anlayışı uzun dönemlerdir uygulanan temel politika değil mizaten?
Damat Albayrak konusuna açtığımız parantezi kapatıp atamalarda liyakat meselesine devam edelim.
EVET HER DÖNEMDE TAVASSUT VARDI, AMA BÖYLESİ?
Tarihimizdeki tüm hükümetlerde atamalarda “liyakat” meselesinin çok önemsendiğini kolaylıkla söyleyemeyiz. Ama AKP iktidarları döneminde bu işin iyice şirazesinden çıktığı çok açık olarak görülmektedir. Merkezi KPSS’nin (Kamu Personeli Seçme Sınavı) büyük ölçüde bir tarafa bırakıldığı, neredeyse tüm atamaların “komisyon mülakatları” marifetiyle yapıldığı, mülakatın olduğu her yerde de siyasi referans olmadan atamanın yapılmadığı, Parti’nin devlet bürokrasisinin tüm kılcal damarlarında (kapıcısından genel müdürüne,daha önceki dönemlerde hiç olmadığı kadar) örgütlendiği konusunda toplumda çok yaygın bir kabul var.
Devlet tam bir parti-devlet görünümündedir. Devlette değil muhalif görünüm vermek, iktidarın tüm politikalarının tam ve koşulsuz destekleyicisi olmadan hiçbir önemli göreve gelinemeyeceği çok açıktır. Bu yüzden tüm bürokraside, orta ve üst düzey yöneticiliklerde açıktan iktidar partisi propagandası yapmak (Devlet Memurları Kanunu’nun açıktan ihlali olmasına rağmen) “partizanlık” sayılmadığı gibi, terfiler için en etkin yöntem olarak görülmektedir. Böyle olmasaydı askeri, idari ve mülki yöneticiler, Valiler, Kaymakamlar, yargı organı görevlileri muhalif partileri açıktan hedef alan ve iktidar partisinin açıktan propagandasını yapan söylem ve eylemlerde bulunabilir miydiler?
Devlet bürokrasisinde gelinen bu iç karartıcı durum kısa vadede mevcut iktidarın işine geliyormuş gibi görünse de, uzun dönemde Türk Devleti’nin İmparatorluktan beri süregelen bürokratik saygınlığı, kurumsal ciddiyeti, ülkenin geleceği ve iç barışı yönlerinden çok ciddi sıkıntılar doğurmuştur. Askeri, idari ve yargısal sistemde yaşanan bu aşırı politize olma durumu, tüm kurumlarda ilkesel ve yapısal deformasyonlara sebep olmaktadır.
Bu ilkesel durum tespiti ve tahlilinden sonra son yaşananlara bakmaya devam edelim.
SON KHK’LAR İLE DİPLOMALAR ARTIK O KADAR DA ÖNEMLİ DEĞİL!
Cumhurbaşkanlığının son KHK ve Kararnameleri ile başka hangi dikkat çekici değişiklikler oldu, kısa başlıklar halinde anımsayalım.
- İktisat eğitimi ve deneyimi olmayan damat AlbayrakHazine ve Maliye Bakanı olmakla kalmıyor, 2006’dabedelli yaptığı askerlik kurumunun en tepesindeki karar merci olan Yüksek Askeri Şura üyeliğine getiriliyor;
- Yeni bedelli askerlik yasasının geleceği de müjdelendi. Bu vesile ile sadece 2014 yılında çıkan bedelli askerlik uygulamasından 3 bakan oğlu, 25 milletvekilinin yeğeni, 56 bakan ve vekilin yeğeni, bir bakanın eniştesi, 6 vekilin damadı, 2 vekilin kardeşi, bir vekilin de 2 torununun yararlandığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük oğlu Burak Erdoğan’ın sağlık sorunları nedeniyle askerlik yapmadığı, küçük oğlu Bilal Erdoğan ise, 2009’da bedelli askerlik uygulamasından yararlandığı daha önce yazılmıştı, anımsamış olduk.
- 703 sayılı KHK ile YÖK Kanunu değişti, rektör olmak için 4 yıllık üniversite mezunu olmak ve 5 yıl tecrübe yeterli sayılacak. Yani Rektör olmak için profesör olmak(hatta akademik unvan dahi)gerekmeyecek.
- Yine 703 sayılı KHK 136/a Maddesi’ne göre herhangi birHukuk Fakültesi mezunu olmak şartı aranmaksızın, bir 4 yıllık lisans (İlahiyat dahil tabii) diploması olan kişiler İdari Hâkim olabilecekler.
- Bu şaşırtıcı karar bizi aslında çok da şaşırtmadı aslında. Çünkü daha Mart 2018 hâkim ve savcılığa kabul edilen bin 236 avukat arasında yer alan AKP’de aktif görev yapmış kişilerin isimleri tek tek açıklanmıştı.AKP’li avukatlar yazılı sınavı geçebilsinler diye, önce 70 puan sınırını kaldırılmış, sınavda 92 alanlar mülakatta elenmiş, 60-65 puan alanlar ise 45 saniye süren mülakatları kazanmışlardı.
- Ayrıca, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızı Gonca Hatinoğlu da Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan kura töreninde Elazığ Hâkimliği’ni çekmiş, 24 saat geçmeden yayımlanan mazeret kararnamesi ile Yargıtay Tetkik Hâkimliği’ne atanmıştı.
Kamuda yapılan atamalar için liyakat meselesini pek ciddiye almayan, çok önemli ve köklü eğitim kurumlarını teker teker kapatan AKP iktidarlarında bu konuya o kadar çok örnek var ki, bunları kısaca anımsayalım;
- FETÖ ile mücadele gerekçesi ile toplam 8 yıllık Polis Kolejleri ve Polis Akademisi Kapatıldı, doğrudan üniversite mezunlarından kısa bir kurs sonrası polis amirleri atamaları yapıldı, yapılıyor.
- Aynı gerekçe ile harp okulları, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatıldı.Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kuruldu tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, yeni kurulanMilli Savunma ÜniversitesiRektörlüğü’ne atandı
Hadi bu radikal kararlar FETÖ mücadelesi çerçevesinde, 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal uygulamalar diyelim. Peki, önceki AKP iktidarları döneminde bu “enteresan atamalar” az mı? Bunlara da kısaca bakalım;
AKP HÜKÜMETLERİNİN ENTERESAN ATAMALARI!
- TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi’nin (ULAKBİM) Müdür Yardımcılığı görevine Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar getirilmişti.
- PTT Genel Müdürü ve Tenis Federasyonu BaşkanıOsman Tural’ın Danıştay üyeliğinegetirilmişti.
- İnşaat Mühendisi olan ve AKP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı yapmışErkan Kandemir,Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevine getirilmişti.
- Eskiden güreş hakemliği ve zabıta müdürlüğü yapmış olanŞevket Demirkayaİstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Müdürlüğü’negetirilmişti..
- Kürtçe yayın yapan TRT 6’nın (Şeş) Haber Müdürlüğü’ne Genelkurmay’da Muhabere Başçavuş olarak görevini yürütenGulabi Eryamangetirilmişti.
- Büyükşehir BelediyesporKulüp Başkanlığı, Türkiye Karate Federasyonu Asbaşkanlığı. Türkiye Wushu-Kungfu Federasyonu Asbaşkanlığıyapan Rıdvan Duran önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Genel Müdürü, sonra daİBB Kültür Daire Başkanı olarak getirilmişti.
- Atatürk’e ‘Bu adam’ diyen, Abdullah Öcalan’ın paşa olmasını öneren, Fetöopreasyonları sonrası tutuklanan MümtazerTürköne‘yide Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL Atatürk Kültür Dil Tarih Kurumu’na üye atamıştı.
- Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip Lisesi’nden sınıf arkadaşıİbrahim Eren,önce Başbakanlık’a alınıp istisnai kadrodan memur yapıldıktan hem TRTGenel Müdürühem de Türk Telekom Yönetim Kurulu üyesi yapılmıştı.
SONUÇ:İktidar partisi ve bürokratlar açısından kısa dönemli fayda sağlar gibi görülen, liyakat esasının bu denli yok edilmesinin oldukça ciddi sonuçları vedevlet yapısına vereceği zararlar (bu dönemler geçse bile) uzun yıllar boyunca devam edecektir.

http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı “Evrim ve Bitmeyen Kapışma” ile “Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” yazarı
