http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı "Evrim ve Bitmeyen Kapışma" ile "Eğitimde Çöküş - İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları" yazarı

İktidarın Siyasal Stratejisi ve Hedefleri

Çeyrek asırlık AKP hükümetleri iktidarlarını korumak için değişen dönemlerde farklı yol ve yöntemler izledi. 2002’de hak ve özgürlükler söylemleriyle iktidara gelen parti ile bugün kendini devlet konumunda gören, Anayasa dahil hiçbir hukuki sınırlama tanımayan Saray iktidarı çok çok farklı siyasi oluşumlar.

2015 seçimlerine kadar AKP’nin seçim başarıları büyük oranda seçmenleriyle kurduğu ilişkiye dayanıyordu. Kutuplaştırma, kaynak dağıtma, sosyal yardımları etkin kullanma, medya manipülasyonları gibi (çok da demokratik olmayan) yöntemleri başarıyla kullanarak seçmenin rızasını bir şekilde alıyordu Erdoğan.

2015 Haziran seçimlerini kaybetmesi AKP için bir kırılma ve dönüm noktası oldu. 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde ise CHP’nin iktidar değişimini başarabilecek bir muhalif parti olarak yükseldiğini gördüler. Sahip oldukları (eşitsiz) kaynakların seçmen üzerindeki etkisini kullanarak seçim kazanmaya devam edemeyecekleri noktaya geldiklerini anladıklarında kendileri için farklı bir iktidara tutunma stratejisi geliştirdiler.

Seçmen Rızasını Kaybedince Yeni Bir Yol Belirlediler

Ülkemizde temsili demokrasinin çok önemli araçları ortadan kaldırıldı. Bağımsız ve özgür basın büyük ölçüde susturuldu, toplumun en geniş kesimlerine hitap eden merkez medya tümüyle iktidarın kontrolüne geçti. Halkın, sivil toplumun hak taleplerini sokakta dile getirme imkânı yok edildi. On kişi demokratik itiraz için bir araya gelse yüzlerce kolluk kuvveti orantısız şiddetle bastırıyor. Sendikalar, dernekler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, meslek örgütleri, iş dünyası örgütleri iktidara çıt çıkartamıyor. Demokrasinin tek aracı olarak ülkemizde geriye sadece “sandık” kalmış gibi bir durum vardı, şimdi bu sandığı da işlevsizleştirmeye çalışıyorlar.

Yeni sistemde seçmenlerin rızasını kazanarak değil rakibini sakatlayarak, hareket ve etki alanını daraltarak, seçim kazanamayacak kadar güçsüzleştirerek varlıklarını sürdürmeyi planlıyorlar. Bir diğer deyişle, kendi siyasal tabanlarını dizayn edemeyince rakiplerini dizayn ederek saf dışı bırakma yolunu seçtiler.

Yeni stratejilerinde seçimler tümüyle ortadan kaldırılmıyor, iktidarın meşru kaynağı olması için sandığın varlığı devam ediyor. Ancak sandığın iktidarı değiştirme işlevi tümüyle ortadan kaldırılmak isteniyor. Yeni siyasal stratejilerinin üç temel hedefi olduğunu gördük, bunlar:

  • * Birincisi, yargı yoluyla siyasal rekabetin dizaynı;
  • * İkincisi, ahlaki olarak muhalefeti iktidarla eşitleme ya da daha kötü oldukları anlatısı kurma;
  • * Üçüncüsü, seçmenin oyunun anlamsızlaştırılması.

İktidarın bu hedeflerini aşağıda açmaya çalışacağım.

Birinci Hedef; Siyasal Rakibi Yargı Yoluyla Bertaraf Etmek

Stratejilerinin ilk önemli hedefi; en güçlü rakiplerini yargı operasyonları yoluyla zayıflatmak, muhalefeti yeniden dizayn etmek ve iktidar alternatifi olamayacak hale getirmek. Bu stratejinin ilk önemli adımı 19 Mart 2025 İmamoğlu yargı operasyonu oldu ve devamı geldi.

AKP iktidarını korumak için “bu kadarını da artık yapamazlar” denilen ne varsa yaptığı için, iktidarın yargı eliyle yürüttüğü bu siyasal operasyonları durdurması ve geri adım atması artık beklenilmiyor. Üstelik bu operasyonların muhalif belediyelerle sınırlı kalmayacağı, Yeni Parti’nin tabanının genişlemesi, seçmen nezdinde kurumsallaşması riskine yönelik adımların atılması da bekleniyor. Bu kapsamda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, Özgür Özel’e ve kadrolarına dönük bazı yargısal hamlelerin gelmesi de mümkün görünüyor.

Muhalif belediyelere dönük operasyonlarla riskli gördükleri rakiplerini bertaraf etmek ve bu belediyelerin kaynaklarına çökmek yetmiyordu. Aynı zamanda iktidar aleyhinde pekişmiş ahlaki eşitsizlik kanaatini de gidermeleri gerekiyordu. Bu da stratejilerinin bir diğer hedefiydi.

İkinci Hedef; Muhalefetin Ahlaki ve Moral Üstünlüğünü Yıkmak

CHP’ye dönük siyasal stratejinin ikinci önemli hedefi; muhalefetin ahlaki ve moral üstünlüğünü yıkmaktı.

Özellikle muhafazakâr tabana yönelik “muhalefet kazanırsa tüm kazanımlarınız elden gidecek” söylemine dayalı kutuplaştırma siyasetinden temin ettikleri faydanın artık sınırlarına geldiklerini gördüler. Ayrıca, CHP yönetiminin 2024 kurultayı ile Özgür Özel ve ekibine geçmesi sonrasında muhalefet özgüveninde ve enerjisinde çok ciddi bir artış gözlenmişti. Yenilenmiş ve morali yükselmiş CHP yerel seçimlere halkta karşılığı yüksek adaylarla çıkmış ve büyük başarı sağlamıştı.

Muhalefetin motivasyonunu artıran ve bazı iktidar seçmenlerini de etkilediği bilinen bu üstünlüklerini yıkmaları gerekiyordu. Muhaliflerin iktidar siyasetçilerinden daha temiz ve güvenilir olmadıkları fikrini özellikle muhalefete meyilli kararsız seçmenler nezdinde oluşturmak ve yaymak için operasyonlara yüklendiler.

Ahbap operasyonunun temel çerçevesinden çıkartılıp iktidara mesafeli onlarca ünlünün de dahil edildiği büyük çaplı bir soruşturmaya döndürülmesinin de sebebi buydu. Seküler bilinen ünlülere, sanatçılara dönük kesintisiz uyuşturucu operasyonları ve bunların kamuoyuna lanse edilmesi de bu amaca dönüktü. Tüm bu kriminalizasyon çabaları ile seçmen nezdinde, “yozlaşmış, ahlaki çöküşün eşiğinde bir muhalefet” kanaatinin oluşturulması amaçlanıyordu.

Üçüncü Hedef; Seçmende “Benim Oyumun Hiçbir Hükmü Yok” Algısı Yaratmak

CHP’ye dönük siyasal stratejinin üçüncü temel hedefi ise muhalif kesimlerde, “ülkedeki siyasetin gidişatını değiştirmesi bakımından benim siyasal tercihimin bir önemi yok” algısının oluşturulmasıydı. Muhalif seçmenin sandık yoluyla iktidar değişim özgüvenini ve umudunu kırmaları ve yok etmeleri gerekiyordu.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tüm umutların bağlandığı CHP adayı Kılıçdaroğlu kaybedince muhalif tabanda çok sert bir hayal kırıklığı yaşanmış, sandığa olan güven de yıpranmıştı. Özgür Özel ve ekibi liderliğinde gidilen 2024 yerel seçimlerinden CHP’nin birinci parti olarak çıkması muhalif tabanda geleceğe ilişkin umutların tekrar yeşermesini sağlamıştı. Bu büyük başarı ülkede sandıktan ümidi kesmemek gerektiği, iktidarın seçimlerle pekâlâ gönderilebileceği inancını uyandırdı.

Bugün iktidara oy verenler dahil ülke halkının büyük çoğunluğu yargı operasyonlarının sadece muhalif belediyelere dönük yürütüldüğünü, iktidar yanlılarının korunduğunu görüyor ve biliyor. 2024 yerel seçimlerinde on milyondan fazla seçmenin oy verdiği; İmamoğlu dahil 7 Büyükşehir Belediye ve İl Başkanı, 28 İlçe Belediye Başkanı tutuklandı. Açıklamalara göre CHP’li 411 belediye başkanından 25 tanesi istifa edip AKP’ye geçti. Bu durum bir kısım seçmende “kazansak bile bunlar iktidarı bize vermez” duygusunu tekrar öne çıkardı.

İkili hukuk sistemini, yargının siyasallaşmasını daha görünür ve pervasız şekilde uygulamaya geçmelerinin temel sebebi de iktidarın her şeye hâkim olduğu, ne yapıp edip iktidarı devretmeyecekleri algısını pekiştirmekti. Bu durumları gören bir kısım muhalif seçmende, kendisinin oyunun sonuç itibariyle mevcut siyaseti değiştirmede etkin bir rolü olmadığı duygusu ister-istemez hâkim oldu. İktidarın isteği de buydu zaten; çoğunluk bu operasyonları hukuki değil siyasi görse bile halkın siyasete olan inancını ve güvenini yıpratmak tam da istedikleri sonuçtu.

Özgür Özel’e ve Yeni Partiye Baskı Artarak Devam Edecek

Geçtiğimiz günlerde, yeni barış sürecinin önemli aşaması olan çerçeve yasanın Meclis’te gündeme geldiği gün Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde önemli bir adım atıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında “zincirleme şekilde rüşvet almak” iddiasıyla fezleke düzenlenerek Adalet Bakanlığına gönderildiğini açıkladı.

Dokunulmazlıkları olan TBMM üyelerinin hakkında düzenlenen fezlekeler zaman zaman Başsavcılıklar tarafından gönderilir ancak bunlar kamuoyuna bildiri şeklinde açıklanmazdı. Bu resmî açıklama, durumun öncekilerden farklı olduğunun ilanı olarak okundu.

Özgür Özel konuya ilişkin açıklamasında, bu konuların önceden kamuoyunda konuşulur olmasının, toplumun siyasi amaçlı yargısal operasyonlara önceden hazırlanması maksatlı olduğunu söyledi. Nitekim CHP’ye butlan kararı gibi “o kadarı da olmaz artık” denilen tüm yargısal operasyonlar öncesinde kamuoyunda bu kararların çıkabileceği beklentisi önceden oluşturuluyor, karar çıkınca da beklenen gerçekleşmiş olduğundan tepkiler minimalize edilmiş oluyor.

İktidar elinden geleni ardına koymuyor. Önce İmamoğlu, sonra butlan kararlarında olduğu gibi bir kez daha “geliyor gelmekte olan” durumuyla karşı karşıyayız gibi görünüyor. Ancak demokrasi ve sandıktan umudunu kesmemiş olan toplumun çok geniş kesimlerinin iradesi, kötücül akılların ürettiği karanlık planları önünde sonunda yenecektir.

Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir