(Bu yazı 05 Temmuz 2018’de www.toplumsal.com.tr’de yayımlandı)
24 Haziran seçim sonuçları değişik yönleriyle tartışılıyor ve bu devam edecek bir süre. Peki o gece patlayan silahlar sadece “seçim zaferi coşkusu” olarak açıklanabilir mi? Yoksa o kadar silahlı insan sokaklara başka bazı sebeplerden dolayı da in(diril)miş olabilir mi?
Önce bu konuya farklı açıdan ve kuşkucu bakışımın sebeplerini açıklamam lazım. Bu köşede https://www.toplumsal.com.tr/profil/34/yusuf-fidan) yazılarımı takip edenler bilirler; İktidarın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kendi tabanının legal ve/veya illegal (sistematik şekilde) silahlanmasının önünü açtığı yönünde kamuoyunda yaygın bir kaygı mevcut. Bu izlenim nasıl oluştu peki, hatırlayalım.
SON İKİ YILDA SİVİL SİLAHLANMA NASIL TEŞVİK EDİLDİ?
Önceki yazılarımda daha geniş ele aldığım ve oldukça can sıkıcı gelişmeleri özetlersek:
* 17 Temmuz 2016; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç “Milletin meşru müdafaa hakkı için milletimizin ruhsatlı silah almasının önü açılacak.” dedi;
* 30 Temmuz 2016; Ankara’da işlenen bir cinayette kullanılan silahın 15 Temmuz gecesi polisin halka dağıttığı ve geri dönmeyen çok sayıdaki silahlardan birisi olduğu öğrenildi;
* 17 ağustos 2016; Cumhurbaşkanı Erdoğan “Gayri Nizamı Harp” konusunda da eğitim veren SADAT’ın kurucusu TSK’dan emekli Adnan Tanrıverdi’yi başdanışman olarak atadı.
* 24 Haziran 2017; Cumhurbaşkanlığı Arşiv Müdürü Twitter’da“Her eve bir otomatik tüfek ve 1000 mermi projesi şart” paylaşımını yaptı;
* 17 Temmuz 2017; İç İşleri Bakanlığı ruhsatlı silahların yıllık mermi hakkını 200’den bin adede çıkardı;
* 20 Aralık 2017;Kamuoyunda“İç savaş Kararnamesi” diye anılan, 696 sayılı KHK’da “15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemler kapsamına sokulacak girişimlerin bastırılması kapsamında hareket edecek sivillerin hiçbir sorumluluğu olmayacağı” hususu düzenlendi;.
* 12 Ocak 2018; sivil militer yapılanma HÖH’ler (Halk Özel Harekat) bir yılda 22 ilde 46 şube ve 7 bin üyeye ulaştılar. Dernek başkanı “Başkomutanımız R.T Erdoğan bizlere cihad ilan etti. Devletimizin bize verdiği bütün görevleri yerine getirmeye hazırız” dedi;.
* 02 Mart 2018; İçişleri Bakanlığı’nın 2017 faaliyet raporuna göre 2014 yılında 14.682 olan ruhsatlı kayıp silah sayısı, son 3 yılda 7 kattan fazla artarak 106.740‘e ulaşmıştı, bu konuda ki CHP’nin Meclis Araştırma önergesi reddedildi;
SEÇİM GECESİ SİLAHLA SOKAĞA İN(DİRİL)ENLER KİMLER?
Yukarıda özetlediğimiz, iktidarın yandaşlarını silahlandırması olarak değerlendirilen gelişmeleri göz ardı etmeden konuya bakmak önemlidir. Seçim gecesi bir kısım gurupların (üstelik henüz sandık sonuçları netleşmeden) silahlarla alanları doldurması, tüm yurtta silah seslerinin uzun süre susmaması sıradan bir kutlama coşkusu olarak düşünülebilir mi?
Seçim sonuçlarının henüz tamamen netleşmediği saatlerde sokaklara ve meydanlara silahları ile dökülen gurupların belirli merkezlerden yönlendirilmiş olabileceklerini düşünmek için oldukça çok sebep bulunmaktadır. O gece sonuçlar gelmeye devam ettikçe muhalefetin oylarının arttığı ve iktidarın oylarının gerilediği görülmüştü. Peki Erdoğan’ın oyları yüzde elli seviyelerine doğru inseydi, AKP ve Erdoğan yanlısı coşkulu gurubun karşısına yarışı kazanma umudu artmış muhalif guruplar çıkmış olsaydı neler olurdu? Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Tabanını sokağa dökenler ve silahlı gösterilere hoşgörü gösterenler bu ihtimalleri ve olası riskleri de öngörmüş olmalıdırlar.
En basit demokratik tepki eylemlerine ve guruplaşmalara oldukça sert müdahale eden, çocuk, genç, kadın ve yaşlı demeden kafa göz giren kolluk güçleri, şehir meydanları barut kokusundan geçilmezken ve silah sesleri kulakları sağır ederken neden ortada hiç görülmedi? Bazı iyi niyetli vatandaşlarımız, bu eşkıyalığın daha sonra takip edileceğini, soruşturulacağını ümit etmiş olabilirler. Önce bu konuları araştırmak için ekipler kurulduğunu, sonra sadece 7 şahsın alındığını ve savcılık talimatı ile serbest bırakıldıklarını basından öğrendik ve hiç şaşırmadık.
İKTİDARIN B ve C PLANLARI!
İktidarın bu seçimleri almak için her şeyi, ama her şeyi yapabileceği zaten bilinen ve çokça konuşulan bir görüştü. Seçim öncesi bir açıklamasında Erdoğan “gerektiğinde A, B, C planlarımız var” demişti ve ben de bu köşede 17 Mayıs tarihli “İktidarın seçimlerde A-B-C planları ve iç kargaşa olasılığı” (https://www.toplumsal.com.tr/iktidarin-secimlerde-a-b-c-planlari-ve-ic-kargasa-olasiligi-makale,529.html) başlıklı yazımda “bu alternatif planlardan bir tanesi de acaba seçim sonrası oluşabilecek bir iç karmaşa ve bu tür bir olası gelişme çerçevesinde uygulanabilecek yöntemler mi, sorusu akla gelebiliyor” şeklinde değerlendirme yapmıştım. Bu öngörümün ve kaygımın yersiz olmadığı maalesef anlaşılmıştır.
Sokağa dökülüp kutlama amaçlı havaya ateş eden tüm yurttaşların böyle planlı bir eylemin parçası olduğunu bilerek ve düşünerek davrandığını düşünmüyorum. Ancak erken saatlerde başlayan bu hareketlilik ve silah atışlarını karşıtlara bir gözdağı olarak algılayanların kaygısı yersiz değildi. Erdoğan açısından “bıçak sırtı” bir oranda bitmesi muhtemel bir yarıştı başkanlık seçimi. Silahlı ve coşkulu bu kalabalıkların, olası bir mağlubiyet durumunda neler yapabilecekleri az çok öngörülebilir. İktidar için söylenen, “Seçimi sınır bir oranda kaybetmeleri durumunda, sonuçları manipüle etme ve durumu lehlerine çevirmek amacıyla silahlı yandaşlarını sokağa döktüler” yorumu da yersiz değildir.
Seçim gecesi başta Muharrem İnce olmak üzere muhalif adayların sesiz kalmaları, kendilerinden bir açıklama bekleyen seçmenlerde çok ciddi hayal kırıklığı yaratmıştı. Güvenilir kaynak açıklamaları olmayınca sosyal medyada dönen türlü spekülasyonları besleyen kaygı da işte bu iç karmaşa ve çatışma riskine dayanan senaryolardı. Toplumun bir kesiminde “ciddi bir iç çatışma olasılığından dönüldü” kanaati işte bu gelişmeler sonucunda oluşmuştu.
SONUÇ: Seçim A planı ise, o gece yaşanan bu olayların “iktidarın B ve C planları”ndan bağımsız, spontan (anlık) zafer coşkusu olarak değerlendirilemeyeceği yönünde oldukça güçlü emareler var. Yukarıda bahsedilen son iki yıllık kronolojik gelişmeler bu kaygının ciddi kanıtlarıdır.

http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı “Evrim ve Bitmeyen Kapışma” ile “Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” yazarı

