Gebze’de Kuzey Marmara Otoyolu viyadük inşaatında çöken blokta 3 işçinin ölümü tam bir iş cinayetidir. Limak-Cengiz Ortak Girişim Grubunun inşaatındaki bu faciayla ilgili Gebze Hakimliği (tam beklenildiği gibi) yayın yasağı kararı aldı. Kazaya sebep olanların korunması ve kaza sebeplerinin tartışılmasının engellenmesi dışında bir gerekçesi olabilir mi bu kararın? İktidar için her zaman elzem olan şey, mevcut sorunların sebeplerinin önlenmesi değil, gerçeklerin örtülmesi olmuştur.
Hep o “tanıdık” firmaların inşaatlarında gerçekleşen ve kanıksanan iş cinayetlerinin arkasında, projeyi minimum maliyet ve zamanda bitirmek için iş güvenliğinin ikinci plana itilmesi yatıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporuna göre bu yılın ilk on ayında en az 1640, son 16 yılda ise yaklaşık 22 bin iş cinayeti gerçekleşti.
KAZALAR BU SİSTEMİN BEKLENEN SONUÇLARI
Maliyetleri azaltmak için en az elemanla ve en az iş güvenliği tedbiri ile en çok iş üretme çabası açıkça görülmektedir. Denetimler ise son derece işlevsiz. Kazaların, yaralanmaların ve ölümlerin “işin fıtratı” olarak görüldüğü memlekette hangi çalışma müfettişi bu işverenlere ciddi denetim ve ceza uygulaması yapabilir ki zaten?
AKP’nin mega projelerinin seçimden önce bitirilmesi çok önemseniyor. İktidar firmalara, firmalar da iş verdikleri taşeron şirketlere “hız baskısı” uyguluyor. Onlarca taşeron ve alt taşeron firmalarda işçiler sağlıksız ve güvensiz koşullarda yarı köle sisteminde çalıştırılıyorlar. Bu insanlık dışı koşullara direnen İstanbul Havalimanı işçilerinin başına neler geldiği biliniyor ve hala tutuklular.
Devletten izinsiz kuşun uçamadığı memleketimizde, kısa süre önce de Zonguldak’ta ruhsatsız çalışan madende 3 işçi hayatını kaybetmişti. Üretim yapılan bu ocak ruhsatsız olduğu, iş sağlığı ve güvenliği açısından asgari düzeyde bile önlem alınmadığı için buna resmi olarak “iş kazası” dahi denilemiyor.
İŞ KAZASI SAYISINDA VE ÖLÜMLERDE İSTİKRARLI ARTIŞ
TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın Mart 2018’de yayımladığı “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporu” çok önemli tespitler içeriyor. İş kazasında, kazaların sıklık hızında ve buna bağlı olarak işçi ölümlerinde son on yılda istikrarlı ve düzenli bir artış olduğu görülüyor.
iş kazası sıklık hızı; Her 1 milyon çalışma saatinde meydana gelen iş kazası sayısı anlamına geliyor. Buna göre örneğin 2012 yılında iş kazası sıklık hızı her 1 milyon iş saatinde 2,4 kaza iken 2016’ya gelindiğinde 3 kattan fazla artarak 8 kazaya çıkmış.
İş kazası sıklık hızı, ayrıca çalışan her 100 kişiden kaçının kaza geçirdiği ile de ifade edilmekte. Buna göre 2012 yılında bu veri her 100 kişiden 0,58 kişi iken (yine her yıl düzenli şekilde artarak) 2016’da yaklaşık 3 katına çıkmış, her 100 kişiden 1,78 işçi kaza geçirir olmuş.
İş kazası sayısı da düzenli olarak artmış;örneğin 2010’da 62 bin iken 2016’da 4,5 kat artarak 286 bin kazaya ulaşmış.
Kazalarda ölüm sayısı artışı da istikrarlı: Bu kazalarda örneğin 2012 de 744 kişi ölmüşken, 2016’da yaklaşık 2 katında, 1405 kişi ölmüş.
Ayrıca bu raporda, devletin açıkladığı işçi ölümleri sayısının gerçeği tam yansıtmadığı görülmekte. SGK tarafından her yıl açıklanan, “iş kazasında ölenler için ölüm geliri bağlanan hak sahipleri” sayısının, o yıl açıklanan işçi ölümlerinin en az iki katı olduğu da resmi raporlarla tespit edilmiş durumda.
TÜRKİYE ÖLÜMLÜ İŞ KAZALARINDA AÇIK ARA AVRUPA BİRİNCİSİ
Eurostat (Avrupa İstatistik Ofisi ) verilerine göre ülkemizde iş güvenliği feci durumda. Almanya, İtalya; Romanya ve İngiltere gibi dört büyük Avrupa ülkesinin her biri Türkiye ile kıyaslanabilecek büyüklükte nüfusa ve çalışan sayısına sahip. Bu 4 ülkenin hepsinde meydana gelen işçi ölümlerinin toplamı bile Türkiye’deki ölümlerden daha az. İrili ufaklı diğer 24 Avrupa ülkesinde yıl içinde toplam işçi ölümü de Türkiye ile neredeyse denk.
Örneğin 2014 de Avrupa Ülkelerindeki 28 ülkede işçi ölüm sayısı toplam 3.348 iken, aynı yıl Türkiye’de işçi ölümleri 1.626. Yani 28 ülkede ölen işçilerin toplamının yarısı kadar işçi Türkiye’de iş kazalarında ölmüş. İnanılır gibi değil!
İSTİKRAR SADECE HER ALANDA KÖTÜYE GİDİŞTE VAR
Ülkemizde “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” diye bir düzenleme var. Yani yasal yönden gerekli düzenlemeler olduğu halde, (her alanda olduğu gibi) yasaların uygulanması ve denetimler konusunda ciddi eksiklikler var. Özellikle sırtını iktidara dayamış dönemin zenginlerinin denetlenme ve ceza korkusu yok. İşçinin can güvenliği ve insanı çalışma koşulları tamamen işverenin vicdanına terk edilmiş durumda.
Yeni İstanbul Havalimanı inşaatında işçilerin feryatları dinlenmediği gibi, ihbar ettikleri ve ayyuka çıkan kanunsuzlukları konularında da işverenlerin bir yaptırıma maruz kaldıklarına tanık olunmadı. Ne yazık ki işverenin cüzdanı, vicdanından daha baskın geliyor.
Ülkede her alanda istikrarlı bir şekilde kötüye gidişin (bileşik kaplar kanununa uygun olarak) çalışma koşullarında ve işçi ölümlerinde de karşımıza çıkmaması mümkün mü? Ulusal gelişmişlik endeksinin parametrelerini oluşturan tüm unsurlarda negatif gelişme resmi rakamlarda da çok net ortada. Genel eğitim kalitesi, bilim üretimi, düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü, demokratik evrensel değerler, kadın-erkek eşitliği, şeffaflık vb. ölçütlerde yapılan uluslararası sıralamalarda listelerin altlarından daha da altlara doğru istikrarlı bir inişimiz var. “Özgür olmayan tek NATO ülkesi” olarak deklare edilen Türkiye’yi işçi ölümlerinde liste başında görmemiz hiç şaşırtıcı değildir.
SONUÇ: 1. Sendikalılaşmanın ve örgütlü mücadelenin neredeyse bitirildiği, aşırı kar hırsının tüm insani ve hukuki değerlerin önüne geçtiği “Yeni Türkiye”de iş kazalarının ve ölümlerin müsebbibi zaten sistemin ta kendisidir.
2. İnsan hayatının üretilen betondan daha değerli olmadığı bu rantçı ve talancı sistem içerisinde iş cinayetleri (patronun vicdanına terk edilmiş) çalışma düzeninin kaçınılmaz sonuçlarıdır. Bu vahşi model içerisinde kazaların ve ölümlerin azaltılması söz konusu dahi olamaz.
3. İş kazaları istatistiklerini tutan Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’mız bir insan hayatının feda edilmesi ile ne kadar metreküp daha fazla beton inşa edildiğini gösteren bir istatistik de yayımlayabilir mi acaba?

http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı “Evrim ve Bitmeyen Kapışma” ile “Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” yazarı
