http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı "Evrim ve Bitmeyen Kapışma" ile "Eğitimde Çöküş - İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları" yazarı

100’üncü Yılı “Kazananlar” Kutluyor Diğerleri Geçiştiriyor

Herkes üzüntüyle görüyor ki, Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı hiç de bir asrın bitmesine yakışır coşkuyla kutlanmıyor. İktidar ve onun emrindeki devlet katında yapılan göstermelik etkinlikler de ne yazık ki içtenlikten ve duygudan yoksun, göstermelik program ve gösteriler niteliğinde.

Tüm dünya ülkeleri kuruluş ve kurtuluş günlerini; hele ki 10’uncu, 50’inci, 75’inci, 100’üncü yıllarını sene boyu sürecek etkinliklerle kutlarlar, uluslararası katılımlı davetler düzenlerler. Türkiye’deki yabancı Büyükelçilere bu sene 29 Ekim’in 100. Yılı kutlama davetleri gitmeyince çok şaşırmışlar, birbirlerine ‘sana bir şey geldi mi?’ diye sormuşlar.

Böyle bir davet yok, çünkü Cumhurbaşkanlığının Gazze olayları bahanesi ile bu yıl ilk kez Cumhuriyet Bayramı’na özel resepsiyon düzenlememe kararı aldığını öğrendik. Aslında bu resepsiyon zaten planda hiç yoktu, yani daha önceden planlamış ve sonra kaldırılmış değildi,.

Cumhuriyet’ten Esirgenen Kutlamalar Erdoğan İçin Yapılmıştı

Önceki çeşitli etkinliklerinden de biliyoruz ki isteseler neler yapmazlar! Cumhuriyet’e çok görülen görkemli kutlamalar cumhurbaşkanından hiç esirgenmedi. Mesela, Erdoğan’ın 2 Haziran 2023’teki göreve yeniden başlama törenine 50’si devlet ve hükümet başkanı olmak üzere 81 ülkeden 100’e yakın üst düzey yabancı konuk katılmıştı. Ayrıca 7 Ekim 2023’te çok sayıda ülkeden (tüm masrafları ödenerek) 300 yabancı davetli AKP’nin 4. Olağanüstü Büyük Kongresine katılmıştı.

İktidar Cumhuriyet’in 100’üncü yıl kutlama(ma)ları için ayak sürürken, onun propaganda aparatına dönüştürülen TRT de bu bahaneyi kullandı. Cumhuriyetin 100. yılına özel düzenlenecek etkinlikleri ertelediğini açıkladı.

Cumhur ittifakı Cumhuriyet’in 100’ün yılından esirgediği enerjisini 28 Ekim’de Atatürk Havalimanı’nda düzenleyeceği Filistin mitingine yönlendirdi. Mitingin ertesi günü, yani Cumhuriyet’in kuruluşunun tam yüzüncü yılının dolduğu 29 Ekim’de iktidar medyasının ana gündem konusu, bir gün önce düzenlenen Gazze’ye destek mitingi olacak!

100. Yıl Programı: Erdoğan Sergisi, Su Şovu, Dron Gösterisi…

İktidar tarafına sorarsanız, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Cumhuriyet kutlamalarının yüzüncü yıla yakışır şekilde planlandığını bildirdi. “Cumhuriyet’in 100. yılının ‘Türkiye Yüzyılı’na yaraşacak şekilde coşkuyla kutlanması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleyecek, bir asır boyunca hayata geçirilen devrim niteliğindeki atılımlara yer verilecek” dendi.

Bu etkinliklerden en öne çıkanı; Üsküdar Meydanı’nda Erdoğan’ın “Hayallerim vardı. Bu hayalleri tek tek gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum” başlıklı Özel Sergi olacakmış. Ayrıca ışıklı su şovları, dron gösterileri ve “Türkiye Yüzyılı” Sergileri olacakmış.

Neymiş bu bahsettikleri “bir asırlık atılımlar” diye merak ettik, Başkanlığın kutlamalar için hazırladığı yuzuncuyil.gov.tr web sayfasına baktık. “Cumhuriyet’in 100. Yılı” kavramını sadece AKP’li yıllara sıkıştırdıklarını, ilk seksen yılda yapılanlara ait sayfada hemen hiçbir emare olmadığını gördük.

Yüzyılın İşini 20 Yıla Sığdırmışlarmış!

Cumhuriyet’in kazanımlarını bir bir ortadan kaldıran AKP’nin 20 yıllık iktidarını “YÜZYILIN İŞİNİ 20 YILA SIĞDIRDIK” başlığı altında tam bir AKP propagandası niteliğinde sunuyorlar.

Web sayfasında Atatürk dönemi ve sonrasına ait Cumhuriyet’in başarı ve kazanımlarına dair ibare ve görsel yok, sadece ve bolca Erdoğan var! Bugün ülkede neyimiz varsa hepsi son 20 yılda yapılmış ve güya onların ‘Türkiye Yüzyılı’ yeni başlıyormuş!

Ayrıca “Cumhuriyet’in 100. Yılı” temalı bir marş yarışması yapmışlar, birinci seçilen marşta Atatürk’ün adı geçmiyor. Marş sözlerinde Cumhuriyet’in yüzüncü yılını doldurması değil, AKP iktidarının siyasi söylemi olan “Türkiye Yüzyılı” kavramı öne çıkıyor. Marşın video klipinde de Atatürk ve Cumhuriyet değil Beştepe Külliyesi ve Erdoğan görüntüleri bolca yer alıyor.

Türkiye Tarihi AKP Tarihi Olarak Sunuluyor

İletişim Başkanlığı’nın bu web sayfasının altında “Türkiye Tarihi Zaman Çizelgesi” başlığıyla bir bölüm görüyoruz. Ülke tarihinde önemli gelişmeler yatay bir zaman cetveli üzerindeki noktalarla tarihsel olarak soldan sağa sıralanmış. Çizelge “29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanı” ile başlıyor, “28 Mayıs 2023 Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi” başlığı ile bitiyor.

Ülkemizde tarihsel olarak çok önemli aşamaların işlendiği bu zaman cetvelinde AKP öncesinde yapılan önemli altyapı, sanayi ve ekonomik yatırım projeleri yer almıyor. Ancak “İlk yerli ve milli otomobil TOGG”, ” 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılması”, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılması” ve hatta “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin hizmete açılması” başlıkları bulunuyor.

Bu çizelgede AKP dönemine ait tüm (çoğu sıradan) siyasal gelişmeler verilirken Cumhuriyet’in devrim niteliğindeki kazanımlarına yer verilmediğini görüyoruz. İlk aklıma gelen önemli tarihleri sorguladım; 1 Kasım 1922’de saltanatın, 3 Mart 1924 halifelik makamını kaldırması yok! 5 Şubat 1937 Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu, laikliğin Anayasaya konması başlıkları ve daha birçoğu çizelgeye konmamış. Cumhuriyet tarihini sadece AKP tarihi olarak sunmak sağlıklı bir zihnin ürünü olabilir mi?

“3000 Yıllık Devlet Asırlık Cumhuriyet”!

AKP ve Saray iktidarının bugünlerde otobüs duraklarına astırdığı, Ayasofya Camii içinde Erdoğan görselinin yer aldığı afişin başlığı “3000 Yıllık Devlet Asırlık Cumhuriyet”! Cumhuriyet’i değersizleştirme gayesinin çok açık olduğu bu afiş, onların yüzüncü yılı geçiştirme gayretlerinin fikirsel ve duygusal altyapısını yansıtıyor.

Asırlık Cumhuriyet’i binlerce yıllık Türk devletleri içinde küçük bir süre (“reklam arası”) gibi gösterme çabasındalar. Bilimsel tarihi gerçeklerde, birbirinin devamı sayılabilecek üç bin yıllık bir devlet devamlılığı olmadığı bilinmesine rağmen manipüle tarih yazımına dayanarak son yüzyılı kendilerince önemsizleştirmeye çabalıyorlar.

Tamamen kompleksten kaynaklanan bu Cumhuriyet’i küçümseme tavrı, iletişim başkanlığının yuzuncuyil.gov.tr sayfasındaki Erdoğan’ın Anadolu’daki üçüncü büyük devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti…” cümlesinde de kendini gösteriyordu. Yüz yıllık Cumhuriyet’in Anadolu’da kurulmuş üç Türk devletinden sadece birisi olduğunu vurguluyor ve “o kadar da abartmayın” diyorlar güya bize!

Peki neden böyle yapıyorlar?

Cumhuriyet’i Kutlamak, Kurucusu Atatürk’ün Hakkını Teslim Etmek Olacak

Bu tutumlarının birkaç sebebi var. Bunlardan birisi; .Cumhuriyet’i [hakkını vererek] kutlamak, kurucusu Atatürk’ü de anmak ve hakkını teslim etmek olacak. İşte bunu i s t e m i y o r l a r! Utanç verici ama kurucusuna düşman olduğu halde bunu açıkça itiraf edemeyen; sinsi, kötücül bir anlayış bu!

Diğer bir sebep ise; Atatürk’ün kurduğu modern devleti zihinsel ve duygusal açılardan kendi Cumhuriyetleri olarak görmüyor olmaları. Bu durumun sebeplerini iyi tahlil etmek gerekiyor.

Tam yüz yıl önce köhne ve çökmüş bir saray düzeninden yönünü medeniyete çeviren modern bir Cumhuriyet’in ilk adımı atıldı. Bu devrim yoğun toplumsal taban talebi ile değil; mevcut durumu ve geleceği okuma birikimine sahip bir gurup asker ve sivil Osmanlı aydını tarafından gerçekleştirildi.

Türk toplumunun kurtuluş mücadelesi demokrasi ve Cumhuriyet için değil, işgal altındaki ülkeyi düşmanlardan temizlemek içindi. Bu yüzden halkın büyük bir kesimi egemenliğin saray ve saltanattan alınıp kendisine verilmesinin manasını, yani Cumhuriyet’in gerçek anlam ve değerini tam olarak idrak edemedi. Bugün bir asırlık Cumhuriyet’i değersizleştirmeye çalışan iktidar elitlerinin ve onlara inanan kesimlerin zihinsel alt yapılarını bu kavrayış oluşturmaktadır.

Zaferleri Sadece Kazananlar Kutlar

Tüm ayak sürümeleri işte bu yüzden! Cumhuriyet değerlerini benimseyememiş olanlar Cumhuriyet’in ilk seksen yılını tümüyle görmezden gelip açıkça; “illa bir kutlama yapılacaksa biz de Cumhuriyet’in son yirmi yılını kutlarız” diyorlar.

Ancak işleri gerçekten zor; Hilafeti ve Saltanatı kaldıran mevcut resmi ideolojiye ve laik anayasaya açıktan ve cepheden karşı çıkamıyorlar. Atatürk’ü ve kurduğu modern laik Cumhuriyeti tümden reddedemiyorlar. Bu kavram ve değerlerle sorunları yokmuş gibi görünmek zorunda kalıyorlar, yani açıktan ‘takiye’ yapıyorlar.

Öfkelerini ve karşıtlıklarını hep imalarla, “…miş” gibi yaparak ve sembolizmlerle (bakınız “3000 Yıllık Devlet Asırlık Cumhuriyet” afişi) dile getirmeleri de bu sebepten. Bu hallerine baktığımızda, modern Cumhuriyet’in yüzüncü yılını coşkuyla kutlama heyecanına katılamayışlarını da (doğru bulmasak da) anlayabiliyoruz!

Öyle ya; zaferi sadece kazananlar kutlar, kaybettiklerini düşünenler değil.

Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir