http://yurtgazetesi.com.tr ve http://toplumsal.com.tr haber sitesi yazarı "Evrim ve Bitmeyen Kapışma" ile "Eğitimde Çöküş - İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları" yazarı

Bugün her birimizin; algı, düşünce, yargı, kanaat ve davranışlarımızın kökenini ve dayanağını bilgilerimiz, duygularımız ve inançlarımız oluşturuyor.

Yeterli bilimsel bilgi olmadan oluşan kanaat ve buna dayanarak oluşan davranışlarımız çoğunlukla rasyonel olmuyor, rasyonel olmayan kavrayış ve buna dayanan olumsuz davranış da negatif-kısırdöngüyü oluşturuyor. Bu yetersiz ve yanlış bilgiler temelinde ortaya çıkan, rasyonel gerçeğe dayanmayan inanç merkezli düşünme pratiği toplumların her manada geri kalmasına sebep oluyor.

Geleneksel inanç temelli düşünme ve koşulsuz-sorgulamasız kabullenme cahil ve yoksul kalma ve inançları ile huzur bulma tesellisinden başka bir şey getirmiyor. Oysa kendini geliştirme eğilimindeki eğitimli her bireyin;

  • Evreni ve evrendeki dünyanın yerini,
  • canlıların oluşumunu ve evrimini,
  • ilkel insanı ve uygarlık tarihini,
  • dünyada modern insan (homo sapiens) olarakdiğer türler arasında ki konumumuzu,
  • çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin ortaya çıkış dinamiklerini,
  • modern çağda gelinen tüm bilimsel bilgi ve teknolojik gelişmelerin geldiği noktayı,
  • dünya toplumlar arasında ki(gelişmişlik, refah, kültür, inanç ve coğrafi farklılıklar düzeyinde) muazzam farklılıkların sebeplerini,
  • inançlar ve yaşam seviyesi bağlamında, dünyanın önemli kısmında hala ortaçağ karanlığının yaşanmasının sebeplerini;

Ve mevcut bilgilerimizin ne kadar sınırlı olduğunu temel düzeyde anlamak, tahlil etmek, özgür-bilimsel düşünme sistematiğini belirli seviyede içselleştirmek (kendimizi ve toplumumuzu geliştirmek bakımından) son derece gereklidir. Bu şekilde yaklaşımla; bilimsel olgulara sadece teolojik sebeplerle direnen, gözlerini ve algılarını “inanç” perdesi ile örtmüş inatçı cehaletin bilime karşı dirençlerini tahlil etmek daha kolay ve mümkün olacaktır.

Ülkemizde Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Evrim Teoremi konusu eğitim sisteminde batılı ülkelerde olduğu gibi özgürce öğretilirken, muhafazakar partilerin iktidarda oldukları dönemlerde Milli Eğitim Müfredatı içerisinde evrim konusu git gide budandı. 1980’lerde ilk öğretimde bilimsel evrim teoremi yanında hiçbir bilimsel geçerliği olmayan “yaratılışçılık” ve “Akıllı Tasarım” teoremi “bilimde eşitlik” adına dayatılmış, 2017 yılına gelindiğinde ise “hayatın başlangıcı ve evrim teoremi” konuları müfredattan tamamen çıkartılmış bulunmaktadır. Peki nedir siyasal iktidarların “evrim” konusundan bu kadar korkmasına neden olan şey? Bunun yanıtının “Din ve inançistismarı” olduğu açıktır.

Bilimsel gerçeklerle “inanç”ın ileri sürdüğü bilgilerin (dogmaların) çelişmesi-çatışması durumunda muhafazakar yönetimlerde ilk yapılacak şey (binlerce yıldır insanlık tarihinde görüldüğü gibi) bilimin gerçeklerinin öğrenilmesinin ve yayılmasının olabildiğince önüne geçilmesi olmuştur. Bilimin gerçeklerinin toplumun gözünden uzunca süreler uzak tutulması uygarlık tarihinde çok defa denenmiş, belirli süreler içinde yönetenler açısından bunun faydaları da görülmüştür. Ancak, “balçıkla sıvanan” güneş çok sürmeden ışınlarını yeryüzüne göndermeye devam etmiştir tabi ki.

Bir bilgi bütünü olan Evrim Kuramı tüm bilimsel kuramlar içinde, insan yaşamını derinden etkilemiş ve gelecekte de etkilemeye devam edecek olan bilimde çok önemli bir keşiftir. Evrim kuramını da, tıpkı yerçekimi ya da termodinamiğin yasaları gibi anlamamız gereklidir. Çünkü bu saydığımız kuramsal yaklaşımların ortaya koyduğu bilgi ve düşünme biçimini ihmal ederek (yok sayarak) ne temel, ne de sosyal bilimlerle uğraşmamız mümkün olamaz.

Bugün doğal seçilim sürecini hücrelerin DNA’sında taşınan genetik bilgi ve bu bilginin rastlantısal mutasyonlarla nasıl değiştirildiği üzerinden çok iyi anlıyoruz. Çıkışından bu yana birçok gelişmeyle güncellenen Darwin’in teorisi bugün modern biyolojinin temelinde yer alır. Doğal seçilim yoluyla evrim, biyologlar ve bilim insanlarının çok büyük bölümü tarafından gözlemlenmiş bir olgu olarak kabul edilir ve tıp dahil modern hayat bilimlerinin her alanında kullanılır. Darwinci evrim teorisi, tüm doğal bilimlerde uygulanan aynı sıkı deneysel delil standartları uyarınca birçok kritik sınamayı geçmiş, sağlamca tesis edilmiş bir teoridir. Bu çalışmamızda biyoloji biliminin en önemli temellerinden ve insanlık tarihinin en önemli keşiflerinden birisi olan bu teoriyi ve karşıtlarının savlarını yalın ve anlaşılır bir şekilde incelemeye çalıştık.

Kitabımız beş ana bölümden oluşuyor.

İlk bölümün adı, “Yaşamın Kökeni Ve İnsan Türünün Aşamaları.” Bu bölümde yeryüzünde nesnelerin ve yaşamın kaynağı, ilk organizmaların oluşumu, insan evriminin ve türlerinin aşamaları, insanın biyolojik evrim aşamaları ile kültürel evrimi konuları ele alındı.

İkinci bölümün adı; “Evrim Teorisi Ne Diyor?”. Bu bölümde tarihte evrim düşüncesini ilk ortaya koyanlar, Darwin’in evrim teorisinin ortaya çıkışı ve ileri sürdüğü kuramın ayrıntıları, bu sistemin nasıl işlediği, evrimin doğada ki kanıtları ve evrim teorisine yönlendirilen dinsel, bilimsel sosyal ve kültürel tepkiler ve bunların dayanakları ele alındı, tartışıldı.

Kitabın üçüncü bölümü; “Bilim ve Din” konusunu etraflıca açtı. Teolojinin evrim teorisine direncinin sebepleri, dinlerin ve tanrıların ilk ortaya çıkışı, dinlerin temel iddiaları ve gerçekler ele alındı. Ayrıca başta ateizm olmak üzere inançlar ile ilgili temel kavramlar açıklandı.

Dördüncü bölüm; “Yaratılış ve Akıllı Tasarım” konularına ayrıldı. Evrim teorisine oldukça sert şekilde karşı çıkan din eksenli akımların ortaya attığı ve bilim süsü verilen bu iki sav etraflıca incelendi, bu bilim karşıtlarının tüm iddialarının dayanakları tek tek ele alındı. Bölüm sonunda Bilimsel Yöntem süreçleri olan kanun, kuram, hipotez ve tahmin kavramlarının neleri içerdiği açıklanmaya çalışıldı.

Son olarak beşinci bölümde; “Türk Eğitim sistemi ve Evrim” konusu ele alındı. Osmanlı dönemi, Atatürk’ün evrim konusuna bakışı ve Cumhuriyet döneminde eğitim müfredatlarında ve ders kitaplarında evrim konusunun ele alınışı ve 2017 yılına kadar bu süreç ayrıntılı olarak ele alındı.

Amacımız derin bilimsel açıklamalara girmeden ve okuyucuyu sıkmadan, merak edilen bu konuları akıcı bir şekilde ele alıp aktarmaktır. Bu amaca uygun olarak fazla hata yapmadan bu işin altından kalkabilmiş olmayı umarım. Bu ülkeyi güneşli ve umutlu günlere bilimin ışığı taşıyacak, örgütlü kör cehalet değil.

Sevgi ve saygıyla.

 

Yusuf FİDAN

Aralık 2017

Güzelce/İstanbul

Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir